Yıl 1975, Londra Wembley Stadyumu. Sahanın ortasında yan yana dizilmiş 13 otobüs, iki rampa ve bir Harley-Davidson XR750 duruyor. Motosiklet yaklaşık 136 kilo. Üzerindeki adamın vücudunda ise önceki kazalardan kalma onlarca kırık var. Bu bölümde Evel Knievel nasıl dünyanın en tanınan gösteri sürücüsüne dönüştü, XR750 bu hikâyede nasıl ikonlaştı; hepsini konuşuyoruz.
Evel Knievel Kimdir? Butte’dan Çıkan Bir İsim
Robert Craig Knievel 1938’de Montana’nın Butte şehrinde doğdu. Madende çalıştı, hokey oynadı, rodeoya girdi, motosiklet ve otomobil yarışlarına katıldı. Bir dönem orduda görev yaptı.
İsmin hikâyesi de bu yıllara dayanıyor. 1950’lerde başı polisle derde girip gözaltına alınıyor. Aynı hücrede Knoffel soyadlı biri var ve polisler ona takılıyor; Knievel’a da kelime oyunuyla “Evil Knievel” denmeye başlıyor. Kendisi daha sonra yazımı “Evel” olarak değiştiriyor. Sebeplerinden biri de kendisini doğrudan kötü ya da suçlu bir karakter gibi göstermemek.
Yılanların Üzerinden Atlamak
Bir dönem Washington’da motosiklet dükkânı açıyor ama iş iyi gitmiyor. İnsanları dükkâna çekmek için gösteriler yapmaya başlıyor. İlk gösterilerden biri gerçekten tuhaf: bir kutuya çıngıraklı yılanlar koyuyor, yanına iki dağ aslanı getiriyor ve motosikletle hepsinin üzerinden atlıyor.
Gösteri işe yarıyor. Kendi ekibini kuruyor ve burada bütün kariyerini belirleyecek sistem ortaya çıkıyor: her gösteri bir öncekinden büyük olmak zorunda. Geçen sefer 10 otomobil varsa bu sefer 11 gerekiyor. Sonra kamyonlar, sonra otobüsler. Mesafe büyüdükçe kazalar da başlıyor.
Caesars Palace: Kazayla Gelen Şöhret
31 Aralık 1967, Las Vegas. Knievel, Caesars Palace’ın önündeki çeşmelerin üzerinden atlamayı planlıyor; yaklaşık 43 metre. Altında henüz bir Harley yok, bir Triumph var.
Çeşmeleri geçiyor. Asıl problem iniş rampasında başlıyor. Sert inişin ardından kontrolü kaybediyor ve ağır yaralanıyor. Ama olayın ilginç tarafı bundan sonra yaşanıyor: kaza görüntüleri televizyonlarda tekrar tekrar yayınlanıyor. Yani onu ulusal çapta tanıtan şey başarılı bir atlayış değil, büyük bir kaza oluyor.
Bunu fark ediyor. Çünkü televizyon açısından mükemmel bir karakter: sonucu bilmiyorsunuz. Ya karşıya geçecek ya da çok kötü düşecek. Her iki durumda da insanlar izliyor.
1971: Harley ve XR750
Beyaz deri tulum, kırmızı-mavi şeritler, yıldızlar ve pelerin derken tamamen ayrı bir kimlik kuruyor. Ama eksik bir şey var: bu kadar Amerikan bir karakterin altında Amerikan bir motosiklet olmalı. 1971’de Harley-Davidson resmî sponsorlarından biri oluyor ve ona XR750’yi veriyor.
XR750’yi Harley 1970’te Amerikan flat track yarışları için geliştirmişti. İlk versiyonlarda demir silindir ve kapaklar kullanılıyordu ve beklenen performans tam alınamıyordu. 1972’de alüminyum silindir ve kapaklara geçildi; ortaya flat track tarihinin en başarılı yarış makinelerinden biri çıktı.
Knievel için önemli olan şampiyonluk sayısı değildi. Motosiklet hafifti, güçlüydü ve yarış için üretilmişti. Smithsonian koleksiyonundaki gerçek 1972 XR750’nin kayıtlarına göre ağırlığı yaklaşık 136 kilo; çelik, alüminyum ve fiberglas kullanılmış.
Evel Knievel Yarış Motosikletini Kimliğe Çevirdi
Knievel motosikleti standart yarış görünümünde bırakmadı. Kendi kıyafetlerindeki kırmızı-beyaz-mavi grafikler motosiklete taşındı; yıldızlar, özel boya ve isim yazıları geldi. Harley arşivlerinde geçen ilginç bir detay da var: bazı motosikletlerin deposunda, şeffaf boyanın altında gerçek bir 100 dolarlık banknot bulunuyordu.
Bence custom tarafında önemli nokta tam olarak burası. Bir motosikletin illa teknik olarak değiştirilmesi gerekmiyor. Bazen boya, grafik, hatta kullanım amacı bile ona bambaşka bir kimlik kazandırıyor.
Fizik: Hız, Açı, İniş
136 kiloluk bir Harley’i rampadan nasıl uçuruyorsunuz? Sistem düşündüğünüzden basit ama hata payı çok küçük. Rampanın açısı ve iki rampa arasındaki mesafe belli olduğu için ne kadar uzağa gideceğinizi belirleyen ana etken hız. Knievel bazı atlayışlarda rampaya yaklaşık 145-160 km/s ile giriyordu.
Ama problem yalnızca karşıya ulaşmak değil. Doğru açıyla inmeniz de gerekiyor. Kısa kalırsanız iniş rampasının ön yüzüne çarparsınız. Uzun atarsanız rampayı geçersiniz. Üstelik XR750’nin süspansiyon mesafesi bugünkü motocross motosikletleri gibi değildi. Eski atlayışları izlediğinizde inişlerin ne kadar sert olduğunu görebiliyorsunuz.
Knievel’ın yaptığı şey aslında bir flat track motosikletini, tasarlanmadığı bir iş için kullanmaktı.
Snake River ve Wembley
1974’te Idaho’daki Snake River Kanyonu geldi. Bu mesafeyi bir XR750 ile geçemezsiniz; bu yüzden roket mühendisi Robert Truax ve ekibi Skycycle X-2’yi geliştirdi. Adı “cycle” olsa da araç buharla çalışan roket benzeri bir sistemdi. Fırlatma iyi başladı fakat paraşüt çok erken açıldı ve araç kanyonun içine doğru süzüldü. Knievel hayatta kaldı. Teknik olarak başarısız, medya açısından muazzam.
Sonra Wembley. 13 otobüsün üzerinden atlıyor, otobüsleri geçiyor ama inişte iyi konumlanamıyor ve düşüyor. Sedyede götürülürken mikrofon isteyip bir daha asla atlamayacağını söylüyor. Bir ay sonra tekrar atlıyor: aynı yıl Ohio’da 14 Greyhound otobüsün üzerinden başarıyla geçiyor.
Sonuç
Evel Knievel bu yüzden yalnızca bir gösteri sürücüsü değil, bir dönemin sembolü. Evel Knievel 2007’de, 69 yaşında hayatını kaybetti. Kariyeri boyunca defalarca düştü ve ağır kazalar geçirdi. Ama insanlar onu yalnızca başarılı atlayışları için değil, her seferinde ne olacağını görmek için izliyordu.
XR750’nin ona ihtiyacı yoktu; o motosiklet zaten yarışlarda son derece başarılıydı. Ama Knievel sayesinde flat track izlemeyen milyonlarca insan da XR750’yi tanıdı.
Projelerimizi görmek için West Riders Custom sayfamıza göz atabilirsiniz. Peki sizce bugün Evel Knievel gibi biri çıksa yine bu kadar büyük olabilir miydi? Yorumlarda konuşalım.
Videoyu YouTube’da izleyin: Evel Knievel: Harley-Davidson’ı Uçuran Adam


