Harley V-Twin + Supercharger | V-Twin Truck Projesinde Motor ve Aktarma Tasarımı – 3. Bölüm

Harley V-Twin + Supercharger! | Motorun Aksamını Tasarladık – 3. Bölüm

V-Twin Truck projesinde bu bölümde işin teknik tarafına daha sert girdik. İlk başta basit görünen birçok detay, parçaları yan yana koyunca karmaşık hale geldi. Elimizde Volkswagen T2 kupa, Harley V-Twin motor, Mazda V200 şanzıman ve Eaton M65 supercharger vardı. Bunların hepsini birlikte çalıştıracak bir sistem kurmamız gerekiyordu.

Önceki bölümlerde aracı seçtik, farklı platformları değerlendirdik ve projeyi şekillendirdik. Sonunda arkadan itişli, basık duruşlu ve hava süspansiyonlu bir yapı üzerinde karar kıldık. Bunun için de birden fazla aracı aynı projede birleştirdik. Yani bu iş klasik bir restorasyon çizgisinden çıktı. Tam anlamıyla özel üretim bir projeye dönüştü.

Bu bölümde ana hedefimiz çok netti. Harley motor ile Mazda şanzımanı birbirine bağlayacak sistemi tasarlamak istedik.

İşe neden taramayla başladık?

Bu kadar farklı parçayı elle ölçüp sürekli denemek hem zaman kaybettirirdi hem de hata riskini büyütürdü. Bu yüzden önce parçaları 3D olarak taradık.

Motor bloğunun taraması zaten elimizde vardı. Sonra şanzımanı, volanı ve yerleşimi etkileyen diğer parçaları taradık. Parçaların kabin içinde nasıl duracağını görmek için kupa ve şasi tarafında da veri topladık.

Bu yöntem bize ciddi avantaj sağladı. Parçaları bilgisayar ortamında birleştirdik. Boşlukları, açıları ve bağlantı noktalarını daha üretime geçmeden gördük. Bu projede en mantıklı yol buydu.

Kupanın altından çıkan gerçek

Mekanik tasarım tarafı ilerlerken kupada da çalışmaya devam ettik. Boyayı ve macunu söktükçe aracın gerçek hali ortaya çıktı. Çürük bekliyorduk ama çıkan macun miktarı tahminimizin üstüne çıktı.

Bazı bölgelerde metalden çok macunla şekil verilmiş bir yapı gördük. Bu da bize önemli bir şey gösterdi. Kupa sadece mekanik iş istemiyordu. Kaporta tarafında da ciddi emek istiyordu. Yani önümüzde sadece motor swap işi yoktu. Yapısal olarak da toparlanması gereken bir gövde vardı.

Bu kamyoneti bu motor yürütür mü?

Bu projede en çok dönen sorulardan biri buydu. Harley V-Twin motor bu aracı yürütür mü? Evet, yürütür. Ama bizim hedefimiz sadece hareket eden bir araç yapmak değildi. Biz keyif veren, karakteri olan ve emeğin karşılığını hissettiren bir sonuç istedik.

Tam burada supercharger fikri öne çıktı. Önce farklı alternatiflere baktık. Sonra Mercedes çıkması Eaton M65 supercharger üzerinde karar kıldık. Böylece proje yeni bir seviyeye geçti. Artık sadece motor ve şanzıman uyarlamıyorduk. Besleme sistemini de baştan kurguluyorduk.

Supercharger yerleşiminde yön problemi

Supercharger’ı bulunca iş kolaylaşmadı. Asıl zor bölüm orada başladı. Çünkü parçayı motora koymak yetmiyor. Dönüş yönü, hava akışı, emiş hattı, çıkış hattı, kasnak konumu ve verim birlikte düşünülmek zorunda.

İlk denemelerde parçayı motor bloğunun üstünde değerlendirdik. Görsel olarak güçlü duruyordu. Ancak hava kanalları ve dönüş yönü bu çözümü zayıflattı. Teoride çalışıyor gibi duran kurulum, pratikte verim kaybı yaratacaktı.

Bu yüzden sistemi revize ettik. Supercharger’ı şanzımanın üstüne aldık. Böylece daha mantıklı bir yerleşim yakaladık. Bu karar borulama ve kabin içi tasarımı zorlaştırdı. Yine de doğru çözüm buydu.

Kabin içinde agresif bir kurgu

Yeni yerleşimle birlikte supercharger kabine çok daha yakın bir noktaya geldi. Bu durum projeye sert bir karakter kattı. Ama sadece görüntüyle ilerleyemezdik. Kayış hattı, hareketli parçalar ve sürücü güvenliği gibi konuları da hesaba kattık.

Aynı zamanda sıcak hava yönetimi de önemli hale geldi. Supercharger’dan çıkan havayı daha kontrollü taşımak için intercooler fikrini değerlendirdik. Hava hattının nereden geçeceğini ve sistemin ön tarafta nasıl çözüleceğini bu bölümde netleştirmeye başladık.

Volkswagen logosu yerine V-Twin Truck logosu

Bu projede görsel kimlik de mekanik kadar önemli. T2’nin ön yüzünde normalde Volkswagen logosu yer alıyor. Biz o alan için özel bir V-Twin Truck logosu tasarladık.

Bu fikir projeye tam oturdu. Çünkü araç artık klasik bir Volkswagen değil. Harley V-Twin motorlu, özel üretim ve tamamen kendine ait bir kimliği olan bir yapı. Ön yüzde kullanacağımız logo da bunu doğrudan göstermeliydi.

Bu logoyu sadece süs olarak düşünmedik. Hava hattı ve kapak tasarımıyla birlikte işlevsel bir parça gibi değerlendirdik.

Karbüratörden enjeksiyonlu sisteme geçtik

Başta motoru karbüratörlü sistemle yürütmeyi düşünüyorduk. Çünkü o klasik Harley hissi cazip geliyordu. Ancak proje büyüdükçe karbüratör tarafının bizi fazla uğraştıracağı netleşti. Ayar süresi uzayacaktı. Kontrol zorlaşacaktı. Boost altında daha fazla risk oluşacaktı.

Bu yüzden projeyi enjeksiyonlu sisteme çevirdik.

Bu karar kritik bir adımdı. Çünkü artık sadece motoru çalıştırmak istemiyorduk. Supercharger ile uyumlu, daha kontrollü ve daha yönetilebilir bir sistem kurmak istiyorduk. Bu noktada standalone beyin, boost kontrolü ve gaz kelebeği senaryoları üzerine yoğunlaştık.

Ayrıca Screamin’ Eagle 58 mm throttle body de projeye dahil oldu. Bu parça yeni sistemin temel bileşenlerinden biri haline geldi.

Çift gaz kelebeği fikri

Supercharger kranktan besleneceği için motor çalıştığı anda sistem de dönecek. Bu da düşük yükte ve rölantide hava yönetimini önemli hale getirdi.

Burada çift gaz kelebeği fikri öne çıktı. Yani sadece ana throttle body değil, supercharger girişinde de ek bir gaz kelebeği kullanmayı planladık. Böylece sistem ihtiyaç olmayan anda gereksiz hava çekmeyecek.

Bu çözüm bize daha fazla kontrol alanı açtı. Aynı zamanda basıncı daha dengeli yönetme şansı verdi. Kısacası bu detay, projenin ne kadar özel ilerlediğini bir kez daha gösterdi.

Motor ve şanzıman bağlantısını nasıl çözdük?

Bu bölümün en kritik işlerinden biri buydu. Harley motor ile Mazda şanzımanı birbirine bağlayacak adaptör sistemi tasarladık.

İlk tasarım daha basit bir rulman yapısı içeriyordu. Sonra yükleri tekrar değerlendirdik. Debriyaj kuvveti, titreşim ve uzun ömür açısından bu çözüm yeterli görünmedi. Özellikle baskı yayının yaratacağı yük, krank ve rulman yatağı tarafında sorun çıkarabilirdi.

Bunun üzerine tasarımı revize ettik.

Yeni yapıda çift rulman kullandık. Ayrıca rulman yatağını alüminyum yerine çelik olarak düşünmeye karar verdik. Böylece yük dağılımını daha sağlıklı hale getirdik. Aşınma riskini de azaltmış olduk. Adaptör plaka, rulman yatağı, kaplin ve volan taşıyıcı parça bu revizelerle birlikte daha sağlam bir sisteme dönüştü.

Üretimden önce neden prototip bastık?

Doğrudan metal üretime geçmek istemedik. Önce 3D yazıcıdan prototip parçalar bastık. Çünkü ölçü kaçıklığını, delik hatasını veya montaj sürprizini önce plastik parçalarda görmek istedik.

Şanzıman kapağına gelen parça, bağlantı kolları, rulman yatağı ve ara kaplin gibi birçok parçanın ilk örneklerini hazırladık. Böylece montaj mantığını test ettik. Eksik kalan noktaları da daha net gördük.

Bu aşama bize zaman kazandırdı. Çünkü teoride doğru görünen bazı parçalar, fiziksel birleştirmede küçük tolerans farkları yüzünden revize istedi.

Sıradaki hedef ne?

Bu bölümün sonunda elimizde artık sadece fikir yoktu. Ciddi şekilde şekillenmiş bir sistem vardı. Motor ile şanzıman arasındaki bağlantı mantığı netleşti. Supercharger’ın konumu büyük ölçüde oturdu. Enjeksiyonlu sisteme geçiş kararı verildi. Prototip parçalar basıldı.

Şimdi sıradaki büyük hedef belli. Bu parçaları gerçek malzemelerle üretmek, motor ile şanzımanı fiziksel olarak birleştirmek ve sistemi aracın üzerinde görmek istiyoruz.

V-Twin Truck projesi bu bölümde ciddi bir eşik geçti. Kağıt üstündeki fikirler artık metal parçaya, bağlantıya ve çalışan sisteme dönüşmeye başladı. Önümüzde hâlâ çözülmesi gereken detaylar var. Ama projenin omurgası artık çok daha net.

West Riders Custom’da işler her zaman ilk plandaki gibi gitmiyor. Ama bazen tam da bu yüzden daha güçlü bir sonuç çıkıyor.

Bültenimize Abone olun

Güncel haberler, özel teklifler ve faydalı ipuçları için bültenimize abone olun

Bu yazıyı beğendiniz mi? Başkalarıyla paylaşın!

SON BLOG YAZILARIMIZ